1. Boşanma Davası
1.1. Boşanma davasının niteliği ve dava türleri
Boşanma davası; evlilik birliğinin, mahkemenin vereceği boşanma hükmüyle sona erdirilmesini sağlamak amacıyla açılan ve sonuç doğurucu (inşai) nitelik taşıyan bir dava türüdür.
Uygulamada boşanma davası iki usulle gündeme gelir: anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma. Hangi usulün izleneceği; tarafların boşanmanın kendisi ile boşanmanın mali/çocuğa ilişkin sonuçlarında anlaşma sağlayıp sağlayamadığına göre belirlenir. Bununla birlikte, anlaşmalı ya da çekişmeli olması fark etmeksizin, boşanma davaları Aile Mahkemesi’nde açılır.
1.2. Boşanma davasının açılması ve dilekçede bulunması gereken hususlar
Boşanmak isteyen eşlerden biri, iki nüsha dava dilekçesi ile başvurarak ve varsa eklemek istediği belgeleri ile nüfus cüzdanı fotokopisini de dilekçeye ekleyerek Aile Mahkemesi’nde boşanma davasını açabilir.
Dava dilekçesinde; boşanmaya dayanak yapılacak boşanma sebeplerinin açıkça belirtilmesi, bu sebeplerin hangi delillerle ispatlanacağının gösterilmesi gerekir. Dilekçede ayrıca tanık dinletilecekse tanıkların ad-soyad ve adres bilgilerine yer verilmelidir. Bunun yanında, bazı belge ve kayıtların ilgili kurumların elinde bulunması ve bu kayıtların mahkemece müzekkere yazılarak getirtilmesi isteniyorsa, hangi kayıtların talep edildiğinin ve bunların dosyaya kazandırılması için gerekli açıklamaların da dilekçede belirtilmesi gerekir.
2. Boşanma Davası Türleri
2.1. Çekişmeli boşanma davası
Çekişmeli boşanma davası; taraflar arasında boşanmaya dayanak teşkil eden vakıaların, boşanmanın hukuki sonuçlarının ya da her ikisinin birlikte uyuşmazlık konusu olduğu hallerde açılan dava türüdür. Bu tür davalarda, boşanma sebeplerinin varlığı, tarafların kusur durumu, boşanmanın mali sonuçları ve çocuklara ilişkin düzenlemeler yargılama konusu yapılır.
Çekişmeli boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nun 161 ila 166. maddeleri arasında düzenlenen genel ve özel boşanma sebeplerine dayanılarak açılabilir. Genel boşanma sebepleri, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sonucunu doğuran ve kanunda tek tek sayılmayan olaylardan oluşur. Özel boşanma sebepleri ise kanunda sınırlı olarak düzenlenmiş olup, bu sebepler dışında özel sebebe dayalı boşanma davası açılamaz.
Çekişmeli boşanma davalarında yalnızca boşanmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği değil; kusur oranları, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet, kişisel ilişki, ev eşyalarının paylaşımı gibi pek çok konu da uyuşmazlık alanı oluşturur. Buna karşılık, mal paylaşımından kaynaklanan katılma alacağı veya katkı payı alacağı talepleri, boşanma davasından ayrı olarak açılacak mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda ileri sürülmelidir.
Çekişmeli boşanma davasında, davayı açan eşin kusurunun karşı taraftan daha ağır olması hâlinde, davalı eşin itirazı üzerine boşanma talebi reddedilebilir. Az kusurlu eşin boşanmaya karşı çıkması durumunda kural olarak boşanmaya karar verilemez. Ancak bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve evlilik birliğinin sürdürülmesinde korunmaya değer bir yarar kalmadığı anlaşılırsa, somut olayın özelliklerine göre farklı bir değerlendirme yapılabilir.
2.2. Anlaşmalı boşanma davası
Anlaşmalı boşanma davası; eşlerin boşanma iradesi ile birlikte, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda da uzlaşmaları hâlinde açılan dava türüdür. Bu davalarda tarafların ikametgâhlarının yetki bakımından belirleyici bir önemi bulunmaz; taraflar uygun gördükleri herhangi bir adliyenin Aile Mahkemesi’nde anlaşmalı boşanma davası açabilir.
Anlaşmalı boşanma davasının temel unsuru, taraflarca hazırlanıp imzalanan anlaşmalı boşanma protokolüdür. Mahkeme, bu protokolde yer alan düzenlemeleri esas alarak karar verir. Ancak protokol, hâkim tarafından uygun bulunup onaylanmadıkça geçerlilik kazanmaz.
Anlaşmalı boşanma davalarında, çekişmeli boşanmada uygulanan tebligat, cevap dilekçesi, ön inceleme gibi aşamalar kural olarak uygulanmaz. Dosya üzerinden yapılan inceleme sonrası doğrudan duruşma günü belirlenir. Duruşmada hâkim, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmek ve protokolde yer alan düzenlemelerin özellikle çocuklar ve mali sonuçlar bakımından uygunluğunu değerlendirmek zorundadır.
3. Yetkili ve Görevli Mahkeme
Boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde, Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Aile Mahkemesi, yargılamayı genel usul hükümlerine göre yürütmekle birlikte, Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesinde düzenlenen boşanmaya özgü özel usul kurallarını da dikkate alır.
Anlaşmalı boşanma davalarında yetki bakımından esnek bir uygulama söz konusudur. Taraflar, diledikleri herhangi bir Aile Mahkemesi’nde anlaşmalı boşanma davası açabilir. Örneğin, tarafların ikametgâhı farklı bir adliyede bulunsa dahi, başka bir adliyenin Aile Mahkemesi’nde anlaşmalı boşanma davası açılması mümkündür.
Çekişmeli boşanma davalarında ise yetki belirli kurallara bağlanmıştır. Buna göre çekişmeli boşanma davası;
Davalı eşin yerleşim yerindeki Aile Mahkemesi’nde,
Davacı eşin yerleşim yerindeki Aile Mahkemesi’nde veya
Eşlerin davadan önce son altı ay boyunca birlikte oturdukları yer Aile Mahkemesi’nde
açılabilir.
4. Çekişmeli Boşanma Davasında Yargılama Usulü
4.1. Dava dilekçesi ve cevap dilekçeleri
Çekişmeli boşanma davası, Aile Mahkemesi’ne sunulan bir dava dilekçesi ile açılır. Davalı eş, dava dilekçesinin kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesinden itibaren iki hafta içerisinde cevap dilekçesi verme hakkına sahiptir. Taraflar, dava ve cevap dilekçelerinde dayandıkları vakıaları ve bu vakıaların hangi delillerle ispatlanacağını açıkça belirtmek zorundadır.
Davacı taraf, davalının cevap dilekçesinin kendisine tebliğ edilmesinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi sunabilir. Davalı taraf da, davacının cevaba cevap dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebilir. Bu şekilde, çekişmeli boşanma davasında taraflarca toplam dört dilekçe aşaması tamamlanmış olur.
Delillerin, kural olarak bu dilekçeler aşamasında bildirilmesi gerekir. Hangi olayın hangi delille ispatlanacağının da dilekçelerde açıkça gösterilmesi zorunludur. Tanık deliline dayanılması hâlinde, tanıkların ad-soyad ve iletişim bilgilerinin dava ve cevap dilekçelerinde belirtilmesi usul bakımından daha yerinde kabul edilmektedir.
4.2. Ön inceleme duruşması
Dilekçeler aşamasının tamamlanmasının ardından mahkeme, tarafları ön inceleme duruşmasına davet eder. Ön inceleme duruşması kural olarak tek celsede yapılır; ancak zorunlu hâllerde ikinci bir ön inceleme duruşması da gerçekleştirilebilir.
Ön inceleme duruşmasında, tarafların dilekçelerinde ileri sürdükleri iddia ve savunmalar çerçevesinde uyuşmazlık konuları tespit edilir. Ayrıca taraflara, dilekçelerinde dayandıkları ancak henüz sunmadıkları belgeleri ibraz etmeleri veya bu belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamaları yapmaları için kesin süre verilir. Bu süre içinde yerine getirilmeyen deliller bakımından, ilgili tarafın o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir.
4.3. Tahkikat ve sözlü yargılama aşaması
Ön inceleme aşamasından sonra yargılama tahkikat safhasına geçer. Bu aşamada tanıklar dinlenir, bilirkişi incelemeleri yapılır ve tarafların sunduğu diğer deliller toplanarak değerlendirilir. Tahkikat duruşmaları, davanın niteliğine ve toplanacak delillerin kapsamına göre birden fazla celse sürebilir.
Tahkikat tamamlandıktan sonra sözlü duruşma yapılır. Bu duruşmada taraflar son kez dinlenir ve mahkeme, boşanma davası hakkında hükmünü açıklar. Çekişmeli boşanma davalarının tamamlanma süresi, somut olayın özelliklerine bağlı olarak değişmekle birlikte, uygulamada genellikle 1 yıl ile 3 yıl arasında sonuçlanmaktadır.
4.4. TMK m.184 kapsamında uygulanan özel usul kuralları
Boşanma davalarında, genel yargılama usulüne ek olarak Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesinde düzenlenen özel kurallar da uygulanır. Buna göre hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bu olguları ispatlanmış kabul edemez.
Tarafların bu konudaki ikrarları hâkimi bağlamaz; hâkim gerekirse ikrar edilen vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirebilir. Ayrıca hâkim, bu olgular hakkında taraflara yemin teklif edemez ve boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmaları ancak uygun bulduğu takdirde onaylayabilir. Gerekli görülmesi hâlinde duruşmanın gizli yapılmasına da karar verilebilir.
Yargıtay ve Hukuk Genel Kurulu uygulamasına göre; tarafların mahkeme huzurundaki ikrarları, boşanma davalarında kesin delil niteliğinde kabul edilmez. Hâkim, dosya kapsamını ve delilleri değerlendirerek vicdani kanaatine göre karar verir. Benzer şekilde, tanıkların taraflarla akraba olması tek başına tanıklıklarının değerini ortadan kaldırmaz; aksine ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadıkça tanık beyanlarının doğru olduğu kabul edilir.
5. Çekişmeli Boşanma Davasında İspat ve Deliller
5.1. Delil türleri
Çekişmeli boşanma davalarında, boşanma sebebi olarak ileri sürülen olaylar her somut olayın özelliklerine göre farklı delillerle ispatlanabilir. Bu kapsamda; tanık beyanları, telefon görüşme kayıtları, mesajlaşma içerikleri, sosyal medya paylaşımları, usulüne uygun elde edilmiş ses ve görüntü kayıtları, fotoğraf ve video kayıtları, banka ve kredi kartı hareketleri, uçak ve otel kayıtları ile güvenlik kamerası görüntüleri delil olarak kullanılabilir. Ayrıca, taraflar hakkında açılmış ceza davalarına ait dosyalar da boşanma davasında delil olarak değerlendirilebilir.
Günümüzde delil türlerini kesin sınırlarla belirlemek mümkün değildir. Tek bir güçlü delille boşanma kararı verilebileceği gibi, çok sayıda delil sunulmasına rağmen olayların yeterli düzeyde ispatlanamaması hâlinde boşanma talebi reddedilebilir.
5.2. Zina sebebine dayalı davalarda ispat
Zina sebebine dayalı çekişmeli boşanma davalarında Yargıtay uygulaması bazı karineler geliştirmiştir. Buna göre; eşlerden birinin yalnızken ortak konuta karşı cinsten bir kişiyi alması, karşı cinsten biriyle düzenli ve yoğun şekilde gece-gündüz telefon görüşmeleri yapılması ya da evlilik dışı ilişkiden çocuk sahibi olunması, zina olgusunun varlığına işaret eden güçlü deliller arasında kabul edilmektedir.
6. Boşanma Davasında Gerekçe Gösterme Zorunluluğu
Boşanma davası açan eş, dava dilekçesinde somut bir boşanma sebebini açıkça belirtmek zorundadır. Bu sebep; evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi genel nitelikte olabileceği gibi, zina, terk veya hayata kast gibi özel nitelikte bir boşanma sebebi de olabilir.
Taraflar, dava dilekçesinde ileri sürdükleri boşanma sebeplerini yargılama sürecinde ispat etmekle yükümlüdür. İspatlanamayan iddialara dayanılarak boşanma kararı verilmesi mümkün değildir. Davayı açan eş, hem boşanma sebebini ortaya koymalı hem de bu sebepte karşı tarafın kusurlu olduğunu ispatlamalıdır. Boşanma sebebi olarak ileri sürülen olayların davacı eşin kendi kusurundan kaynaklanması hâlinde, boşanma davası reddedilir.
Anlaşmalı boşanma davalarında ise tarafların kusuru veya boşanma gerekçesi yargılamanın konusu yapılmaz. Bu davalarda esas olan, tarafların boşanma iradelerinin serbestçe açıklanması ve boşanmanın fer’î sonuçları üzerinde uzlaşmaya varılmış olmasıdır.
7. Boşanma Davasının Maliyeti ve Süresi
7.1. Boşanma davasının maliyeti
Boşanma davasını açan davacı, dava harç ve giderlerini mahkeme veznesine peşin olarak yatırmakla yükümlüdür. Harç ve giderler yatırılmadan yalnızca dava dilekçesinin sunulması, davanın görülmesi için yeterli değildir. Dava açılırken harç ve giderlerin eksik yatırılması hâlinde, hâkim davacıya eksik kısmın tamamlanması için süre verir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmazsa, dava açılmamış sayılır.
Boşanma davasının maliyeti; tanık sayısı, bilirkişi incelemesi yapılıp yapılmayacağı, başka kurumlardan belge talep edilip edilmeyeceği gibi hususlara göre değişkenlik gösterir.
7.2. Boşanma davasının süresi
Anlaşmalı boşanma davaları kural olarak tek celsede sonuçlanır. Kararın kesinleşmesiyle birlikte boşanmanın hukuki sonuçları doğar. Anlaşmalı boşanma davalarında sürecin tamamlanması 1 gün ila 2 ay arasında gerçekleşmektedir.
Çekişmeli boşanma davalarında ise yargılama süresi davanın niteliğine göre değişir. Usulüne uygun tebligatların yapılması, dilekçeler aşaması, ön inceleme, tahkikat ve karar duruşması gibi aşamalar süreci uzatabilir. Tanık sayısı, tanıkların farklı şehirlerde bulunması, resmî kurumlardan istenen belgelerin temin süresi gibi faktörler de dava süresini etkiler. Uygulamada çekişmeli boşanma davaları ortalama olarak 1 yıl ile 3 yıl arasında sonuçlanmaktadır.
8. Duruşmalara Katılım ve Katılmamanın Sonuçları
8.1. Tarafların duruşmaya katılma zorunluluğu
Tarafların bir avukatla temsil edilmeleri hâlinde, kural olarak duruşmalara bizzat katılmaları zorunlu değildir. Ancak anlaşmalı boşanma davalarında, kısa sürede boşanma kararı verilebilmesi için her iki eşin de duruşmada hazır bulunması gerekir. Hâkim, tarafları bizzat dinleyerek boşanma iradesinin serbestçe açıklanıp açıklanmadığını değerlendirmekle yükümlüdür.
Çekişmeli boşanma davalarında, ispat süreci ağırlıklı olarak dilekçeler ve deliller üzerinden yürütülür. Tarafların avukatları, müvekkilleri adına beyanda bulunabilir, delilleri tartışabilir ve tanık sorgulaması yapabilir. Bu nedenle, avukatla temsil edilen tarafların duruşmaya bizzat katılması zorunlu değildir.
Avukatla temsil edilmeyen taraflar ise, gerek dilekçelerin karşılıklı verilmesi gerekse duruşmalar aşamasında yargılamaya bizzat katılarak haklarını savunmak zorundadır.
8.2. Davacı veya davalının duruşmaya katılmaması
Davacı eşin duruşmaya katılmaması ve kendisini bir avukatla da temsil ettirmemesi hâlinde, açılan dava müracaata bırakılır. Bu durumda dava, üç ay içinde yenileninceye kadar işlemden kaldırılır. Üç ay içinde yenilenen dava kaldığı yerden devam eder; yenilenmediği takdirde dava açılmamış sayılır.
Davalı eşin duruşmaya katılmaması ve avukatla temsil edilmemesi hâlinde ise, dava yokluğunda görülmeye devam edilir. Davalı, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz etme hakkını kaybeder.
9. Eşlerden Birinin Boşanmak İstememesi Hâli
Boşanma davalarında tarafların her zaman aynı yönde irade göstermesi gerekmez. Uygulamada sıkça, eşlerden birinin boşanmak istemediği durumlarla karşılaşılmaktadır. Bu hâlde, boşanma davasını açan eşin talebi, karşı tarafın boşanmaya rıza göstermemesi nedeniyle kendiliğinden reddedilmez.
Boşanmak isteyen eş, dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları ve bu vakıaların boşanma sebebi oluşturduğunu hukuka uygun delillerle ispatladığı takdirde, karşı taraf boşanmak istemese dahi boşanmaya karar verilebilir. Bu amaçla tanık dinletilebilir, yazılı belgeler ve diğer deliller mahkemeye sunulabilir.
Buna karşılık, boşanmak istemeyen eşin, boşanma davasına dayanak gösterilen olaylarda hiçbir kusurunun bulunmadığını ispatlaması hâlinde boşanma davası reddedilir. Diğer bir ifadeyle, boşanmak istemeyen eşin kusurunun kanıtlanamadığı durumlarda mahkemenin boşanma kararı vermesi mümkün değildir.
10. Çekişmeli Boşanma Davasının Genel ve Özel Sebepleri
10.1. Genel sebeplere dayalı çekişmeli boşanma
Genel sebeplere dayalı çekişmeli boşanma davalarında, dava konusu edilen olayların evlilik birliğinin temelinden sarsılması sonucunu doğurup doğurmadığı değerlendirilir. Genel boşanma sebepleri kanunda sınırlı sayıda düzenlenmemiştir; bu nedenle evlilik birliğini ortak hayatın sürdürülmesini taraflardan beklenemeyecek ölçüde zedeleyen her türlü olay genel boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir.
Bu kapsamda; güven sarsıcı davranışlar, cinsel ilişkiden kaçınma, eşin doğal olmayan şekilde cinsel ilişkiye zorlanması, eşlerin aile bireylerine karşı kötü muamelede bulunması veya hakaret etmesi, aşırı borçlanma nedeniyle icra takibine maruz kalınması, eşin sevmediğini beyan etmesi, bağımsız konut talebine duyarsız kalınması, ev işlerinin sürekli olarak ihmal edilmesi, çocukların bakım ve eğitimiyle ilgilenilmemesi, evlilik sırlarının üçüncü kişilerle paylaşılması gibi davranışlar genel boşanma sebebi olarak değerlendirilebilir.
Evlilik birliği, bu tür olaylar nedeniyle ortak hayatın sürdürülmesinin taraflardan beklenemeyeceği ölçüde sarsılmışsa, eşlerden her biri genel sebeplere dayanarak boşanma davası açabilir.
Davacının kusurunun davalıya oranla daha ağır olması hâlinde, davalı eşin itiraz hakkı bulunmaktadır. Ancak bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmadığının anlaşılması durumunda, mahkeme boşanmaya karar verebilir.
Eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu tür davalar uygulamada anlaşmalı boşanma olarak adlandırılmaktadır. Bu durumda hâkim, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmeli ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeleri uygun bulmalıdır. Gerekli görülürse hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek protokolde değişiklik yapabilir; bu değişikliklerin taraflarca kabul edilmesi hâlinde boşanmaya hükmedilir.
Boşanma sebeplerinden herhangi birine dayanılarak açılmış bir davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesinden itibaren üç yıl geçmesine rağmen ortak hayatın yeniden kurulamamış olması hâlinde, evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin talebi üzerine boşanmaya karar verilir.
10.2. Özel sebeplere dayalı çekişmeli boşanma
Özel boşanma sebepleri Türk Medeni Kanunu’nda sınırlı sayıda düzenlenmiştir. Bu sebepler dışında özel sebebe dayalı boşanma davası açılması mümkün değildir. Özel sebeplere dayanan boşanma davalarında, davayı açan eş yalnızca ilgili özel sebebin varlığını ispatlamakla yükümlüdür; karşı tarafın kusurunu ayrıca ispatlaması gerekmez.
10.2.1. Zina sebebiyle boşanma
Eşlerden birinin zina etmesi hâlinde, diğer eş zina sebebine dayanarak boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin, zina olgusunu öğrenmesinden itibaren altı ay ve her hâlde zina fiilinin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Zina fiilini affeden eşin dava hakkı bulunmamaktadır.
10.2.2. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
Eşlerden her biri, diğer eşin hayatına kast etmesi, kendisine pek kötü davranması veya ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunması hâlinde boşanma davası açabilir. Bu sebebe dayalı dava hakkı, olayın öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır. Affeden tarafın dava hakkı bulunmaz.
10.2.3. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
Eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi ve bu sebeple birlikte yaşamanın diğer eşten beklenememesi hâlinde, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.
10.2.4. Terk sebebiyle boşanma
Eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk etmesi ya da haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesi durumunda; ayrılığın en az altı ay sürmesi, bu hâlin devam etmesi ve hâkim tarafından yapılan ihtarın sonuçsuz kalması şartıyla terk edilen eş boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.
Hâkim, terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiğini ihtar eder. İhtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılabilir. Ancak ihtar istemi, terk süresinin dördüncü ayı dolmadan yapılamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz.
10.2.5. Akıl hastalığı sebebiyle boşanma
Eşlerden birinin akıl hastası olması ve bu nedenle ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi durumunda, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi şartıyla boşanma davası açılabilir.
11. Boşanma Davasının Hukuki Sonuçları
Boşanma kararı ile birlikte evlilik birliği sona erer ve bu sona ermenin taraflar ile çocuklar bakımından birtakım kişisel, mali ve aile hukuku sonuçları doğar. Bu sonuçlar, boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte hüküm ifade eder ve mahkeme tarafından hüküm altına alınır.
11.1. Kadının kişisel durumu
Kadının, boşandığı eşinin soyadını kullanmakta hukuki bir menfaatinin bulunduğunu ve bunun kocaya zarar vermeyeceğini ispatlaması hâlinde, istemi üzerine hâkim tarafından bu soyadını kullanmasına izin verilebilir. Koşulların değişmesi durumunda, koca bu iznin kaldırılmasını talep edebilir.
11.2. Maddi ve manevi tazminat
Çekişmeli boşanma davası sonucunda, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma nedeniyle zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eş, kusurlu eşten uygun bir maddi tazminat talep edebilir. Bu tazminat, boşanmanın mali sonuçlarından biridir.
Boşanmaya neden olan olaylar sebebiyle kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer eşten manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir.
11.3. Velayet ve kişisel ilişki
Velayet; çocuğun bakım, eğitim, öğretim, korunması ve temsil edilmesini kapsayan bir hukuki yetki ve yükümlülükler bütünüdür. Çekişmeli boşanma davalarında çocuğun velayetinin hangi eşe verileceği belirlenirken temel ölçüt, çocuğun üstün yararıdır.
Velayet kendisine verilmeyen eş ile çocuk arasında, mahkeme tarafından belirlenen süre ve koşullarda kişisel ilişki kurulmasına karar verilir.
11.4. Yoksulluk ve iştirak nafakası
Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan eş, kusuru daha ağır olmamak kaydıyla, geçimi için diğer eşten süresiz yoksulluk nafakası talep edebilir. Bu nafakada nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
İştirak nafakası ise, velayeti kendisine verilmeyen eş aleyhine, ergin olmayan veya ergin de olsa eğitimi devam eden çocuk lehine hâkim tarafından talep aranmaksızın hükmedilebilen bir nafaka türüdür. Bu nafakanın amacı, çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve barınma giderlerine diğer eşin mali gücü oranında katılımını sağlamaktır.
12. Nafaka Ödenme Şekli
İrat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka; alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden sona erer. Alacaklının evlenmeksizin fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde ise mahkeme kararıyla kaldırılabilir.
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda, nafakanın artırılması ya da azaltılması mümkündür.
13. Mal Paylaşımı ve Miras Hukuku Sonuçları
13.1. Mal paylaşımı
Anlaşmalı boşanma davalarında eşler, mallarını serbestçe paylaşabilir. Ancak çekişmeli boşanma hâlinde, mal paylaşımı eşlerin tabi olduğu mal rejimine göre gerçekleştirilir.
Eşler arasında başka bir mal rejimi seçilmemişse, Medeni Kanun’un kanuni mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Bu kapsamda mal rejiminin tasfiyesi, boşanma davasından ayrı olarak açılacak dava ile gerçekleştirilir.
Ayrılık kararı verilmesi hâlinde ise, ayrılığın süresine ve eşlerin durumuna göre, aralarında sözleşmeyle kabul edilmiş olan mal rejiminin kaldırılmasına da karar verilebilir.
13.2. Miras hakları
Boşanan eşler, bu sıfatla artık birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar. Boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla sağlanan haklar da, aksine bir düzenleme bulunmadıkça ortadan kalkar.
Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi ve ölen eşin mirasçılarından birinin davaya devam etmesi hâlinde, sağ kalan eşin kusurunun ispatlanması durumunda, sağ eş mirasçılık haklarını kaybeder.
14. Ayrılık Davası ve Ayrılığın Hukuki Niteliği
Ayrılık davası, eşlerden birinin açtığı boşanma davası sırasında veya doğrudan ayrılık talebiyle açılan davada, hâkimin tarafların yeniden bir araya gelme ve evliliği sürdürme ihtimali bulunduğuna kanaat getirmesi hâlinde verdiği bir karardır. Ayrılık kararı verilmesi durumunda, evlilik birliği sona ermez; ancak tarafların belirli bir süre ayrı yaşamaları hukuken mümkün hâle gelir.
Ayrılık kararı verilebilmesi için, boşanma sebeplerinin mevcut olması ve aynı zamanda eşlerin barışma ihtimalinin bulunması gerekir. Ayrılık davasının kabul edilmesi, evlilik birliğinin ileride yeniden kurulabileceılabileceği yönünde bir beklentinin varlığını ifade eder.
Ayrılık kararı verilmesi hâlinde hâkim, bir yıldan üç yıla kadar ayrılık süresine hükmeder. Bu süre, ayrılık kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
15. Eylemli Ayrılık Sebebiyle Boşanma Davası
15.1. Eylemli ayrılığın hukuki dayanağı
Eylemli ayrılık sebebiyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesinde düzenlenmiş olup, çekişmeli boşanma davalarının özel bir görünümünü oluşturur. Buna göre, boşanma sebeplerinden herhangi birine dayanılarak açılan davanın reddedilmesi ve bu ret kararının kesinleşmesinden itibaren üç yıl geçmesine rağmen ortak hayatın yeniden kurulamamış olması hâlinde, evlilik birliği temelden sarsılmış kabul edilir ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
Bu düzenleme, zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, terk ve anlaşmalı boşanma gibi mutlak boşanma sebeplerinde olduğu gibi, evlilik birliğinin fiilen sona erdiği durumlarda ortak hayatın yeniden kurulmasının beklenemeyeceği varsayımına dayanmaktadır. Bu nedenle, üç yıllık sürenin dolmasıyla birlikte evlilik birliğinin sürdürülmesinin taraflardan beklenemeyeceği kabul edilir.
15.2. İspat yükü ve deliller
Eylemli ayrılık sebebine dayalı boşanma davalarında, ortak hayatın yeniden kurulamadığını ispat yükü davacıya aittir. Aile mahkemesi hâkimi, Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesi uyarınca, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz.
Bu tür davalarda, ortak hayatın yeniden kurulamadığı; tanık anlatımları, kolluk araştırmaları, taraflar arasında devam eden nafaka, ceza veya icra dosyaları, otel ve pasaport kayıtları gibi delillerle ispatlanabilir. Davalı eşin beyanları da, hâkimin vicdani kanaatini etkileyebilecek niteliktedir.
Yargıtay ve Hukuk Genel Kurulu uygulamasına göre, eylemli ayrılık davalarında tanıkların evliliği kurtarmaya yönelik, gerçeğe aykırı beyanlarına itibar edilmez. Özellikle çocukların veya yakın akrabaların, evliliği kurtarma amacıyla tarafların fiilen bir araya geldiklerine dair beyanları, hayatın olağan akışına aykırı görülebilir.
16. Boşanma ve Ayrılık Davalarında Yetki, Geçici Önlemler ve Karar
16.1. Yetkili mahkeme
Boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme; eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı ay boyunca birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
16.2. Geçici önlemler
Boşanma veya ayrılık davası açılmasıyla birlikte hâkim, yargılama süresince gerekli gördüğü geçici önlemleri re’sen alır. Bu kapsamda; eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin düzenlemeler yapılır.
16.3. Boşanma veya ayrılık kararı
Boşanma sebebi ispatlandığı takdirde hâkim, boşanmaya veya ayrılığa karar verir. Dava yalnızca ayrılığa ilişkinse, boşanma kararı verilemez. Dava boşanmaya ilişkin olmakla birlikte ortak hayatın yeniden kurulma ihtimali bulunduğu kanaatine varılırsa, hâkim ayrılığa karar verebilir.
Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için hükmedilebilir. Bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle başlar ve sürenin sona ermesiyle ayrılık durumu kendiliğinden ortadan kalkar. Ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden her biri yeniden boşanma davası açabilir. Bu durumda boşanmanın sonuçları değerlendirilirken, ilk davada ispatlanan vakıalar ile ayrılık süresinde ortaya çıkan gelişmeler birlikte dikkate alınır.
17. Boşanma Kararı ve Hukuki Niteliği
Boşanma kararı, evlilik birliğini sona erdiren ve bozucu yenilik doğuran bir mahkeme kararıdır. Bu kararın hukuki sonuç doğurabilmesi için kesinleşmesi gerekmektedir. Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte evlilik sona erer ve karar nüfus kayıtlarına işlenir.
Boşanma kararı ile birlikte; velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat gibi boşanmanın fer’î (eki) niteliğindeki talepler hakkında da talep bulunması hâlinde hüküm kurulur. Bu hususlar, boşanma kararının ayrılmaz bir parçasını oluşturur.
Boşanma kararını veren hâkim, yalnızca boşanma sonucuna değil, aynı zamanda tarafların boşanmaya sebep olan kusurlu davranışlarına ilişkin bir değerlendirme yapar. Bu kusur tespiti, yalnızca ilgili evliliğe özgüdür ve boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte hukuki bağlayıcılık kazanır.
18. Kusur Tespiti, Kesin Hüküm ve Davaların Birlikte Görülmesi
Boşanma kararında yapılan kusur belirlemesi, kesinleşmeyle birlikte kesin hüküm niteliği kazanır. Bu nedenle, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra, aynı evliliğe ilişkin olarak açılacak nafaka, tazminat veya diğer talepler bakımından kusur oranlarının yeniden tartışılması mümkün değildir.
Taraflar arasında birden fazla boşanma davası açılmış olması hâlinde, bu davaların birlikte görülmesi zorunludur. Zira kaç dava açılmış olursa olsun, tüm davaların temelinde taraflar arasındaki evlilik birliğinden doğan tek bir hukuki ilişki bulunmaktadır. Aksi hâlde, farklı mahkemelerce verilen ve birbiriyle çelişen kararların ortaya çıkması ve bu kararların kesin hüküm etkisi doğurması söz konusu olabilir.
Bu nedenle, tarafların karşılıklı açtıkları boşanma davalarının, kusur tespitinin tek seferde ve bütüncül biçimde yapılabilmesi amacıyla birlikte görülmesi, hem usul ekonomisi hem de adil yargılanma ilkesi bakımından zorunludur.
19. Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Davaları Arasında Dönüşüm
19.1. Anlaşmalı boşanmanın çekişmeliye dönüşmesi
Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan irade, boşanma kararının kesinleşmesine kadar taraflar açısından bağlayıcı değildir. Taraflardan birinin, boşanmanın mali sonuçları veya çocukların durumu hususunda kabul ettiği düzenlemelerden dönmesi hâlinde, anlaşmalı boşanma davası çekişmeli boşanma davasına dönüşür.
Bu durumda mahkeme, davayı Türk Medeni Kanunu’nun 166/1-2. maddeleri kapsamında çekişmeli boşanma davası olarak ele alır ve dilekçeler aşaması, ön inceleme ve tahkikat süreçlerini işletir.
19.2. Çekişmeli boşanmanın anlaşmalıya dönüşmesi
Çekişmeli boşanma davası devam ederken tarafların tüm hususlarda anlaşmaya varmaları hâlinde, yargılama sürecinin her aşamasında dava anlaşmalı boşanmaya dönüşebilir. Bu durumda tarafların hazırladığı anlaşmalı boşanma protokolü mahkemeye sunulur ve hâkim tarafından uygun bulunması hâlinde protokole göre karar verilir.
20. Mirasçıların Boşanma Davasına Devam Etme Yetkisi
Türk Medeni Kanunu’nun 181/2. maddesi uyarınca, boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi hâlinde, ölen eşin mirasçılarından biri davaya devam edebilir. Ancak bu yetki, yalnızca çekişmeli boşanma davaları bakımından söz konusudur.
Mirasçıların davaya devam edebilmesi için, sağ kalan eşin kusurunun ispatlanması zorunludur. Anlaşmalı boşanma davalarında kusur tartışması yapılmadığından, mirasçıların bu tür davalara devam etmesi mümkün değildir.
Bu nedenle, anlaşmalı boşanma davası sırasında eşlerden birinin ölmesi hâlinde, evlilik birliği ölümle sona ermiş sayılır ve dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir.
21. Çekişmeli Boşanma Davalarında Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri
Maddi ve manevi tazminat talepleri, boşanmanın eşler bakımından doğurduğu mali sonuçlar arasında yer alır. Kusursuz veya daha az kusurlu eş, mevcut ya da beklenen menfaatlerinin boşanma nedeniyle zedelenmiş olması hâlinde maddi tazminat talep edebilir.
Manevi tazminat talebi ise, boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan eş tarafından ileri sürülebilir. Bu talepler, boşanma davası ile birlikte ileri sürülebileceği gibi, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde açılacak ayrı bir dava ile de talep edilebilir.
Bu tür taleplerin değerlendirilmesinde, boşanma davasında belirlenen kusur durumu esas alınır; yeni vakıalara dayanılması veya kusurun yeniden belirlenmesi mümkün değildir.
Boşanma davası açılmadan önce; davanın anlaşmalı mı yoksa çekişmeli mi yürütüleceği, boşanma sebeplerinin ispatlanabilirliği, velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat ile mal paylaşımına ilişkin hususların önceden değerlendirilmesi büyük önem taşır.
Bu değerlendirme yapılmadan açılan boşanma davaları, sürecin uzamasına, hak kayıplarına ve telafisi güç sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle boşanma sürecinin, alanında uzman bir avukat eşliğinde yürütülmesi, tarafların hukuki menfaatlerinin korunması açısından önemlidir.